19 Şubat 2010 Cuma

italyanlar garip insanlar vesselam

döndüğüm zaman "ee naaptın italyada?" diye soracaklar biliyorum ve ne cevap vereceğimi de çok iyi biliyorum "yürüdüm!". geldiğimizden beri tabana kuvvet, ama özellikle iki gündür nefes almaktan çok adım attık muhtemelen. iyi ki şehir küçük ve her yoldan her yere ulaşılabiliyor.

iki gündür buradaki varlığımızı kanıtlamak amaçlı işlerle uğraşıyoruz. dün saatlerce okulun (universite degli studi di perugia) erasmus ofisini (ufficcio mobilita erasmus) bulmaya çalıştık. internet sitesinden edindiğimiz adresi bulmak için şehir merkezinden piazza universita ya gittik yürüyerek. aynı sokakta baştan aşağı 4 kere yürüdük en son bir kafeye girip sormaya karar verdik. "ingilizce konuşuyor musunuz?"("parli inglese?")sorusuna "yes, please..?" cevabı alınca adama sarılmak geldi içimizden. adamın tarifi üstüne adreste yazan binayı bulduk heyecanla içeri girmiştik ki... ofis o binadan taşınmış, hem de geldiğimiz yere, şehir merkezine... sevgi dolu sözler sarfederek merkeze yürüdük. ofisi bulduk. içeri girdik. "aa kapalıyız" dediler. ağlamaklı gözlerle birbirimize baktığımız sırada sevimli bir kadıncağız çıkıp içeri geçmemizi işlerimizi halledeceğini söyledi. yaklaşık yarım saat içinde resmen erasmus öğrencisi olduğumuz belgelendi. artık öğrenci kimliklerimiz vardı. mutluluk içinde otele döndük. bu gün de oturma iznimizi çıkarttırmak üzere polise gittik. doldurmamız gereken koskocaman bir belge vardı. yurt odamızı martın 1 inde alacağımız için adresimizi bilmiyorduk. bunu öğrenmek için yurda gittik. sevgili yurt ofisindeki insancık(!) derdimizi rahat anlatabilelim diye sorduğumuz "parli inglese?" sorusunun üstüne bize bir güzel böğürdü. italyada bulunan türkler olduğumuzu italyanca ya da türkçe konuşmamız gerektiğini kendisi türkçe bilmediğine göre kesinlikle italyanca konuşmamız gerektiğini gür sesini koridorda çınlata çınlata bir güzel anlattı bize. ben tam gözleri dolmuş anime moduna geçmiştim ki bir anda canavar kostümünü çıkarıp sevimli bir insana dönüşerek, ama kesinlikle italyanca konuşarak, bize yardımcı olmaya çabaladı. yurdumuzu istiyorsak şimdi alabileceğimizi fakat odamızı almadan bize adres bildiremeyeceğini söyledi. sözlerinin sonuna da ingilizce bildiğini sevgi dolu bir ses tonuyla ekledi. içimden küfür ettim mi? kesinlikle! ama bir yandan da kendimize kızdım, kolaya kaçıp ingilizce konuşuyoruz sürekli halbuki derdimizi gayet güzel anlatabiliyoruz italyanca. eşşek biz, hem de iki ş ile. sonuç olarak biraz maddi kaybımız olacak ama mecburen pazartesi yurt odamıza yerleşeceğiz ve oturma iznimizi çıkartacağız...

bu kadar sıkıntılı anı yeter, tabi ki arada eğlendik de. iki gün önce yurt ofisini bulmayı beceremediğimiz için benim daha önceden konuştuğum italyan arkadaşım Gabriele 'yi aradık. önce bizi ofise götürdü sonra da gezdirdi ve arkadaşı Stefano'yla tanıştırdı. geldiğimizden beri akşamları otel odasına tıkılıp internete girmekten sıkıldığımız için, ricamız üzerine dün Gabriele bizi yemeğe çıkardı. ardından da Stefano, Gabriele, Fulya ve ben bowling oynamaya gittik. sohbet muhabbet derken eğlendik. en önemlisi sosyalleştik:D

birkaç tespit:

italyanlar = melekler ve şeytanlar

bunu en güzel bugün gözlemledik. içlerinde hem şeytan olanları var hem de melek, hatta bazıları şeytan ve meleği aynı anda barındırıyor içinde. bugün bize böğüren yurt görevlisi amca bu son gruba rahatlıkla dahil edilebilir. polis ofisindeki signor marco ve front office deki kısa saçlı sevimli görevli de meleklere dahil. kadın dışarda yağmur yağıyor ve ıslandık diye bize şemsiye bile verdi^^ gerçi şemsiye kırık çıktı ama olsun... kimseye şeytan demek istemediğim için burada susuyorum.

çalışmıyorlar

çeşitli ofislerin çalışma saatlerini belirtiyorum aşağıda,

Ptesi- Çarş -Cuma : 09.00-12.30
Salı- Perş : 15.30-17.00

ya da

Ptesi-Salı-Çarş-Perş : sabah 09.00-12.30, öğleden sonra 16.00-17.30

tahmin edilebileceği üzere işlerimizi bir günde halletmemiz olanaksız. sabah birini hallediyorsun ertesi gün öğleden sonraya kadar tamamlayamıyorsun falan böyle gerçekten çok hoş. türkiyede bu tarz işlerin memurlar tarafından zorlaştırıldığından şikayet ederiz ya hep, türkiyeyi öpün başınıza koyun!

gözlemlerim ve anılarım devam edecek.

special note for somebody: özledim seni.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder