her ne kadar hiç istemesem de kabul etmek zorundayım, mecburen döneceğim memlekete. hatta ağzım dilim varmasa da söylüyorum; an itibariyle 21 günüm kaldı. itiraf ediyorum burada bir çok insanın Erasmus hayatına göre çok daha sorumluluktan uzak boş denebilecek bir hayat yaşadım ama bin kere sorsalar bin kere aynı şeyi söylerim, hayatımda yaptığım en güzel şeydi Erasmus. bu 5 aylık tatilde döndükten sonra yapacaklarım hakkında bol bol düşünme fırsatım oldu. bu kararları şimdi burada tek tek açıklamayacağım (bkz. dereyi görmeden paçayı sıvamak) ama bu sefer "peeeeh" diyip caymamak konusunda kararlıyım. yeterince dinlendim, gönlümce eğlendim buradayken, şimdi zaman çalışma zamanı. bilkent denen zindanda kalan iki senemi de adam gibi değerlendirip kapağı uzaklara, hakikaten uzaklara atma niyetindeyim ya hadi bakalım hayırlısı. dedim ya çok düşünme fırsatım oldu buradayken, ne istediğimi henüz hala aşağı yukarı biliyor olsam da ne istemediğimden o kadar eminim ki... daha açık olayım hatta, kesinlikle ankara da kalmak istemiyorum. kimse üzerine alınmasın, özel ricamdır.
*evin alt katındaki pastane sağolsun sabahın köründe bizi bilimum yiyecek aşermeye zorluyor da...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder