geçtiğimiz aylarda o kadar yoğundum ki, içimi dökmeye bile fırsatım olmamış. sadece zaman değil sıkıntı, kafam o kadar doluydu ki aradan bir şeyleri seçip yazamadım bile. şimdi tam da bu sebepten yazıyorum; kafam o kadar dolu ki yazmaktan başka yapabileceğim pek bir şey yok.
bitti. lisans eğitimim bitti. belki de hayatımın en güzel zaman diliminin son lokmasını da yuttum. ve sanırım o lokma boğulmama sebep olacak. sudan çıkmış balık gibiyim. şaşkınım. korkuyorum. paniğe kapıldım. içime kapandım. ne yapacağımı bilmediğim gibi, hiçbir şey yapamayacakmışım gibi hissediyorum. en kötüsü de, bugüne kadar "yaptım, başardım" dediğim her şeyin yarım kaldığı ve başarısız olduğumu kanıtladığı düşüncesi. insanların bana moral vermek için söylediği şeyler sinirimi bozuyor. çünkü doğru olmadıklarına inanıyorum, bu yüzden insanların beni kandırdığını, bana yalan söylediğini düşünüyorum. önümdeki en kötü örnek bile benden iyiymiş gibi geliyor.
kendi içimde bütün bu karmaşık duygularla boğuştuğum yetmezmiş gibi bir de yorum yapmak için aşırı hevesli insanlarla uğraşıyorum. beni bilen-bilmeyen, içinde olduğum duygu durumunu anlayan-anlamayan, çalışma hayatını bilen-bilmeyen, yüksek lisans yapan-yapmayan herkes bu konuyla ilgili yorumda bulunmayı, ahkam kesmeyi, akıl vermeyi kendine hak ve görev bilmiş vaziyette. çünkü ben hiçbir şey bilmiyorum, çünkü ben geri zekalıyım, benim gözlem ve muhakeme yeteneğim yok, ama herkes her şeyi biliyor... yapılan şeyin karşındakini aptal yerine koymak olduğunu düşünüyorum ve bu yüzden de insanları çok samimiyetsiz ve ukala buluyorum. kimse konuşmak, yorum yapmak, bana "destek" olmak zorunda değil, bu ihtiyacı hissettiğim zaman en yakınımdakilerden yardım istiyorum ben zaten.
görüldüğü üzere patlamaya hazır bir bombayım şu anda... ve ilginçtir ki içimden bir his uzun bir süre daha patlamayacağımı ama hep o son noktadaymışımcasına enerji yüklü, gergin, huzursuz olacağımı söylüyor...
bu sıralar hep söylediğim gibi; kısmet...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder