28 Ekim 2011 Cuma

iyi yaşa

sanırım hasta oluyorum... burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, üşümece falan derken bugün arka arkaya bir kaç kez hapşırınca şüphelerim iyice arttı. çok üşeniyorum hasta olmaya, yani hiç içimden gelmiyor öylece yatmak, eve tıkılmak ve kutu mendillerle yaşamak... yok, hayır kaldıramam, ben vitaminlerimi aksatmayayım en iyisi.

--

Uzun zamandan sonra A Clockwork Orange'ı izledim Özgün'le. aslında bıraksalar sürekli dizi/film izleyebilirim bu sıralar ama işte çeşitli sebeplerden ötürü olmuyor. ama tabi her zamanki gibi benim dönemlik Donnie Darko ve Fight Club izleme ihtiyacım yavaştan dürtüklüyor beni içeriden bir yerlerden, kulak vermek lazım. aslında izlenecek çok fazla film var... yine insanlardan film önerisi alıp liste mi yapsam acaba?

--

şu hafta sonu dışarı çıkma işiyle ilgili sıkıntılarım var. iki gün üst üste çıkmak istemiyorum, kaldı ki perşembe günü de genelde akşam saatinde evde olmadığımdan ebeveynlerim de hem cuma hem cumartesi çıkmamdan hoşnutsuzlar, ben de bu sebepten ortaya çıkan gerginlikten hoşnutsuzum. bu bir sıkıntı idi. bir başka sıkıntı da eve dönüş saat ve şeklim. eğlence mekanımız tunalı olunca ve evim tunalıya ziyadesiyle uzak olunca, taksi her zaman geçerli bir ulaşım şekli olmuyor, e her zaman da arabayla dönme imkanı olmuyor. falan ve de filan. bütün bunları düşününce "iki gün üstüste aynı sıkıntıyı çekmeyeyim bari tek gün çıkayım" diyorum. benim içimden cumartesi çıkmak geliyor -hem cumartesi hem pazarı evde geçirirsem katil olurum çünkü- ama herkes cuma çıkma yanlısı olunca ben de hem cumartesi eve tıkılmayayım hem de arkadaşlarım bensiz çıkmasınlar diye -sanki bir şeyler kaçırıyormuşum gibi panikliyorum ben bu duruma- iki gün çıkıyorum. sonra pestilim de çıkıyor benle beraber... yaa böyle işte modern zaman sıkıntıları...

--

yazasım geldi yazdım; amaç, sebep aramayın. ha bir de iyi yaşayın... demişken... sniff sniff... hapşuuuuuu!sevgiler

5 Ekim 2011 Çarşamba

passive-agressive

ikizler burcu insanı çift kişiliklidir derler ya, sanırım haklılar. belki bir şekilde dengelemeyi başarıyorum ben içimdeki iki farklı kişiliği, ve dışarıya en doğru dürüst ve dengeli füzyonu yansıtıyorum ama sahne arkası çok karışık. işin fenası içimdeki ikizler birbirlerine hem çok benziyorlar hem de çok zıtlar, bütün karmaşa da buradan çıkıyor zaten. ikisi de o kadar inatçı ve o kadar ikna ediciler ki, ben çoğu zaman kendimle çelişirken buluyorum kendimi.

biri bencil, ve her şeyi en iyi haliyle yaşamaya hakkı olduğunu savunuyor. önemli olan benim huzurum ve mutluluğum diyor. mutsuzsa kendi mutluluğunu elde etmekten başka hiçbir amaç olmuyor aklında. varsa yoksa kendi davası, kendi çabası. araya girenler oluyor bazen, birilerini dinlemesi gerektiği durumlar çıkıyor ortaya, ama o "iyi de ben ne olacağım? benim bunlara ayıracak zamanım yok" diyor, yoluna devam ediyor. mutluysa, herkesle paylaşmak istiyor, herkes anlasın istiyor. herkes anlasın ve saygı göstersin ki rahatça yaşayabilsin mutluluğunu, kimse bölmesin, kimse araya girmesin, kimse engellemesin, kimse geciktirmesin. olur da engelleyen, zorla ara verdirten, kesintiye uğratan olursa kızıyor, hırçınlaşıyor.

diğeriyse kendinden önce hep başkalarını düşünüyor. kendi haklarından, hayatından, isteklerinden başkalarının yaşamları sebebiyle feragat etmesi gerekeceğini, bunu da kolaylıkla yapabileceğini düşünüyor. mutlu ya da mutsuz olsun, birisi gelip üzüntüsünü ya da neşesini paylaşmak istediği zaman, her şeyi bir kenara bırakıp onu dinlemek, onun yaşadıklarını içselleştirmek, hatta onunla beraber benzer şeyleri yaşamak, tam anlamıyla paylaşmak istiyor. hatta paylaşmak da yetmiyor, bazen onun sorumluluğu olmadığı halde başkalarının sorunlarını çözmek için çırpınıyor. kendi mutluluğunu çevresindekileri mutlu edebilmesiyle doğru orantılı tutuyor. kavgadan, tartışmadan hep kaçıyor. kendinde mutsuz olma hakkını da görmüyor çoğu zaman, "ya onlar? onlar bu kadar mutsuzken ben nasıl mutsuzum derim?" diyor ama eğer mutsuz olabilmişse hırçınlaşmıyor, üzülüyor.

çok iyi biliyorum ki bu iki ayrı uçtaki, iki sağlıksız insanı da içimde barındırıyorum ben. ve dengemi böyle buluyorum. aynı anda hem mutlu hem mutsuz olabiliyor. hem kendimi düşünürken hem de başkalarının sorunlarına çözüm arayabiliyorum. birine hem çok kızarken hem de onu çok sevebiliyorum. isteklerimi yerine getirmek tek amacım iken aynı zamanda bir çok konuda fedakarlık yapabiliyorum. karmakarışık içim, sürekli bir çatışma halinde ama sakin ve düzenli aynı zamanda...

insan değişik bir şey... karmakarışık bir denklem gibi... çözmeye kalksan çok uğraştırır ama içinde kaybolmaz, korkmazsan çözebilirsin... sonra sorarsın "bunun günlük hayatta insana ne faydası dokunur ki ya?" diye ve anlamaya uğraşmadan sadece deftere yazar geçer, kafanın içinde atarsın bir kenara...