gecenin bir yarısı, odamda bilgisayar başındayım. yapayalnızım, herkes uyumuş, kimse yok konuşabileceğim. başım dönüyor, midem bulanıyor hafiften. damarlarımdaki alkolü hissediyorum, yavaş yavaş uyuşuyor parmaklarım, eğer yazmak istiyorsam hızlı olmalıyım bu yüzden. gevşek, sakin ve mutluyum. bir yandan da heyecanlıyım anlamsızca, ve tedirgin. geride bıraktıklarımı düşünüyorum, insanları. ve önümdeki yaşamı düşünüyorum, en çok da insanları. acaba anlayabilecek miyim kimler gerçekten dostumken, kimler yabancı bana, ya da kimler özledi benimle geçen vakitleri benim onlarla geçenleri özlediğim kadar?
sabaha kadar oturmak istiyorum, yorgunum. uyumak istiyorum ama uyumak için çok aydınlık her yer. yanlış anlamayın saat daha sabahın 4 ü, her yer yeterince karanlık ama zihnimi karartamadım bir türlü; aklımda düşünceler, fikirler, anılar, kişiler ve endişeler var. uyuyamam ama uyanık da kalamam. derin nefesler almak istiyorum ama uyuyanları uyandırmaktan korkuyorum, hem içimdekileri hem çevremdekileri.
eğer siz de benim gibi doğdunuz şehirden, hep bildiğiniz insanlardan uzaklaşmadıysanız size bir uyarı: zormuş uzak kalmak, ama özlemek yüzünden değil, alışılmadık olduğundan.
---
özlem nedir? özlemek nasıl bir histir? tanımı herkese göre değişir mi? ya da hissettirdikleri? italyanca da "özlemek" diye bir kelime yok, eş anlamlı sayılabilecek bir kelime grubu, bir deyiş var. "seni özledim" demek istediğinde, "mi manchi" diyorsun, yani "bana eksiksin". sanırım çok daha açık ve hissedilenlere çok daha uygun bir deyiş. hatta buna göre, hiç sahip olmadığın şeyi bile özleyebilir insan... tartışmaya açık gerçi, ama ben hissediyorum. ben bir şeyleri ya da birilerini özlemedim, bir şeyler ve birileri bana eksik...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder