depresifmişim, çok çabuk üzülüyormuşum, sürekli melankolik şeyler yazıyormuşum... içimden geldiği gibi davranıyorum, içimden geleni söyleyip, içimden geleni yazıyorum ben. koskocaman bir yazar değilim ki, kitabımın satışlarını hesaplayıp, "halkın" sevdiği gibi yazmaya uğraşayım. içimi döküyorum ben buraya. sözle söyleyemediklerimi, insanlarla konuşurken ifade edemediklerimi yazıyorum. kimsenin okuması değil benim ilk amacım, içimdekileri boşaltmak. evet belki sosyal bir insanım, konuşuyorum insanlarla hatta bazen çok konuşuyorum ama kendimi istediğim gibi ifade edemiyorum çoğu zaman. aklımdan geçenleri toparlamak, cümle kurmak zor bir şey benim için. ben eğer 3 söylüyorsam 5 düşünüyorum, ve hepsini senkronize edip kendimi anlatmak zor geliyor bu yüzden bir sürü insanın karşısında konuşurken toparlayamıyorum kendimi ve düşüncelerimi, cümle kurmakta zorlanıyorum. o yüzden yazmak güzel benim için. çok güzel hem de... çoğu zaman yazdığım şeyleri sonradan okuduğumda beğenmesem de, yetersiz bulsam da ifadelerimi, konuşurken olduğumdan çok daha rahat ifade edebiliyorum kendimi. bu yüzden de mutsuz olduğumda, ve bunu kimselere anlatamadığımda yazıyorum. çünkü mutlu olduğumda dışarıdan bakıp anlamak çok kolay. oysa mutsuzken saklamaya çalışıyorum bunu. ne kadar yakınım da olsa insanlar. çünkü mutsuzluğumu birileriyle paylaştığımda karşıma çoğunlukla benden daha kötü durumda olan insanlar ve onların hayatlarından örnekler çıkarılıyor, mutsuzluğuma bir faydası olmasa da susuyorum, sanki benim de mutsuz olmaya hakkım yokmuş gibi. utanıyorum mutsuzluğumdan.
mutsuz olduğumda insanlar beni aslında mutsuz olmamın anlamsız olduğuna inandırıyorlar genelde. kötü bir niyet yok bunun içinde, çoğu zaman gerçekten öyle düşündükleri için yapıyorlar bunu, ya da beni mutlu görmek istedikleri için. halbuki ben o mutsuzluğumdan uzun sürede ve uzun süreli olarak kurtulmam için beni yüreklendirmelerini tercih ederim. "mutsuz musun kendinden? o zaman bunu değiştirmek için ne yapabilirim/yapabilirsin/yapabiliriz?" diye sormalarını, yapılması gereken şeyler konusunda beni cesaretlendirmelerini tercih ederim "meeh ne gerek var" tepkisindense... çünkü en rahatsız olduğum şeylerden biri, gerek fiziksel olsun gerek mental olsun, hangi konuda olursa olsun; gereksiz öz güven. ne dünyanın en güzel insanıyım ne de en zeki... bu yüzden elde etmek istediğim her şey için çabalamak zorundayım. bunun farkındayım aslında, ama bu yüzden üzüldüğümü görüp bu farkındalığımı bana unutturmaya çalışan insanlar var. evet bana sahip olduklarımı hatırlattıklarında mutlu oluyorum ama geçici bir süreyle... o yüzden teselli edilmektense cesaretlendirilmeyi tercih ederim diyorum...
~~
notlar açıklandı. pek hoşnut sayılmam. yaz okulum var. yani bir süre daha ankara ve bilkent semalarındayım ne yazık ki...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder