kendime ve hayatımla ilgili bir sürü şeye ara vermek, genel bir tatil yapmaktı amacım bu yaz. ama anlaşılan o ki en büyük tatili blog'um yapmış. kaldığım yerden, olabildiğince kronolojik olarak, devam ediyorum.
--
Şu kısacık hayatımda 3 kere Rock'n Coke 'a gittim. Her biri de ayrı ayrı değer verdiğim insanlarla yaşadığım güzel anlar ve anılar barındırıyor içinde. Ama ne yalan söyleyeyim, hiç biri bu seneki kadar muhteşem değildi. gerek performanslar olsun, gerek benim eğlenme düzeyim olsun, gerek ... işte bir sürü bir şey. çok güzel çok mutlu bir festivaldi benim için. belki de oldukça kalabalık bir grup olmamız bunda en büyük etken. zira ilk günkü "sıcaaak" başlığından yola çıkarak geliştirdiğimiz serinleme oyunları iki üç kişi olsak o kadar eğlenceli olmazdı. özel olarak kimseyi dinlemek için yanıp tutuşmamıştım bu sene, ama bazı performanslar vardı ki beni utandırdılar. tek tek açıklamak zor ama en çok keyif aldığım performansları şöyle bir yazayım: ilk gün; Kurban, Curry&Coco, Limp Bizkit, 2ManyDJs, ikinci gün; Athena, Travis, Moby, ve Moby bittikten sonra dinlediğim, o zaman isimlerini bilmediğim ama sırf Dubstep çaldıkları için sevdiğim Mabbas&Style-Ist. hepsi ayrı ayrı çok güzel çok keyifliydi ama sanırım asla unutamayacağım, hep keyifle ve heyecanla, ya da en azından gülümseyerek hatırlayacağım en önemli iki tanesi Travis ve Moby idi.
--
Rock'n Coke'dan sonra, daha önce de söylediğim üzere sevgili okuluma dönüp günlerimi ders çalışarak geçirdim ve alnımın akıyla sevgili Avrupa Birliği dersimden güzel notlarla (hayır, açık açık harf notumu söyleyerek kendi reklamımı yapmayacağım) geçtim. veee ardından da koşarak Bodruma yola çıktım. Toplam 10 günlük bir süre içerisinde; İdil, Uygar, Berk (ki bunlar demirbaş üçlü oluyorlar), Nurgül ve Orçun ile güzel, kalabalık bir tatil yaptım. Akşam dışarı çıkmalarımız sırasında zaman zaman bize katılan Aslıcan, Fulya, Ezgi, Burcu, Günce, Alkın, Barış, Koray ve Can sayesinde de oldukça eğlendim.
--
Her tatil gibi Bodrum'a da doyamadan İstanbul'a, staja doğru yola çıktım. yaklaşık 1 aydır teyzemin yanında kalıyor, sabah 9 akşam 6 ciddi ciddi çalışıyorum. utanmasam mesai yapacağım, ki teklif etmedim değil. ama keyif alıyorum. hatta istanbula geldiğimden beri gerçekten çok keyif alarak yaptığım tek aktivite çalışmak oldu. manyak olup olmadığımı sorguluyorsunuz muhtemelen şu an o yüzden açıklama yapayım; haftaiçleri, ev ve iş yeri çok yakın olduğu fakat dışarı çıkılası yerlerden ziyadesiyle uzak olduğu ve ben gün içerisinde çok yorulduğum için, pek dışarı çıkmıyorum. hafta sonları da iki kere yalovaya gittiğimizi düşünecek olursak, istanbulun tadını çıkarmak için bana pek vakit kalmıyor. olsun ama ben adam gibi bir staj yapmaktan, işleri gerçekten öğrenmekten, keyifli bir çalışan grubuyla beraber çalışıyor olmaktan, her türlü projeye dahil edilmekten çok ama çok memnunum. sanırım onlar da benden memnunlar. seviyeli ve mutual bir ilişkimiz var. yalan aslında baya seviyesiz geyikler dönebiliyor aramızda, ama olsun çok eğleniyoruz. hatta eğlenirken öğreniyoruz. her neyse...
gel gelelim, tabi ki her insanın hayatı böyle, efendim pür neş'e, safi eğlence şeklinde geçmiyor, işimizi sevdik dediysek abartmayalım. zaman zaman darlanmıyorum desem yalan olur. gerçi o da işten değil de eve tıkılmış olmaktan, ankarayı ve beraberinde getireceği insanları (evet özel bir insandan bahsediyorum, ne var?!) özlemekten kaynaklanıyor daha çok ama olsun, bu da gelir bu da geçer, ağlamıyorum. stajımın son haftasına girdim, hatta bugünün salı olması itibariyle -ki artık çarşambaya geçtik- son 3 günümden sonra, biraz istanbulun tadını çıkarıp birkaç gün de yalovada geçirdikten sonra mutluluk içinde ankaraya döneceğim. amerika vizesi ile alakalı bir iki koşuşturmacalı işim olacak diye tahmin ediyorum ama olsun, bunlara da razıyım. sonuç olarak diyorum ki kısa bir süre sonra görüşmek üzere.
--
* başlığı koyarken: baş ucumda duran, ispanyolca hocamın hediye ettiği Las Aceitunas (Zeytinler) adlı, içinde kısa tiyatro oyunlarının bulunduğu kitaptan ve iş ortamımdan esinlendim. yoksa delirmedim yani, korkmayın. saçmalamayın. abartmayın.
--
konsepte uygun olsun diyerekten şunu dinleyerek yazdım:
Playlist: End Of Summer
http://www.8tracks.com/ejfass/end-of-summer